Küba denince akla ilk gelenler Fidel Castro ve Che ama aynı zamanda 1960'ların sinema platosu görünümdeki doğal yaşam fotograf cenneti olması, tabi Salsa ve Mojitoyu da unutmamak gerekir.
Küba fotoğraf çekmek için çok fazla malzeme sunuyor. Çekilecek ve yapılacak o kadar çok şey var ki.
Öncelikle Salsa ile başlayalım. Herkes Salsa barlarda size salsa öğretmeye çok hevesli. Çok turistik olmayan ve orada yaşayan insanların dans için gittiği yerlere Casa de la Musica deniyor. Havanada hem Miramar'da hem Centro Havana bölgesinde var. Centro'dakinde akşamlari güzel show'lar da oluyor. Herkes sizinle dans ediyor,
harika bir ortam var. Genelde saat 17:00'deki giris daha ucuz ve daha çok lokal insan görme şansınız oluyor, 22:00'den sonra daha turistik oluyor ve fotograf çekmesi daha da zorlaşıyor. Eğer gerçek salsa yapan Kübalı fotografları çekmek istiyorsanız bu tür barlara saat 15:00 gibi gidin. Barda mojitonuzu içerken, barmenle ufak bir sohbet yapıp, barmenin sizi tanımasına izin verdikten sonra, bir kaç fotograf çekmek için izin isteyin, sonra tripodunuzu barda otururken seçtiğiniz yere yerleşip bir kaç test çekiminden sonra beklediğiniz fotografları çekmeye başlayabilirsiniz.
Havanadan bir kaç saatlık yolculukla Kübanın daha tipik bölgelerine gidebilirseniz Eğer, Trinidad'da meydandaki merdivenlerin en üstünde biraz oturursanız, kısa sürede çok ilginç portre ve yaşam fotoğrafları çekebilirsiniz. Güzel canlı müzik dinlemek için,
Casa de la Torova Trinidad'lı grupların çıktigı ve süper Küba dansları seyredebileceginiz çok eglenceli bir bar. Hemen hemen her restaurantda canlı müzik var. Trinidad'da bol bol istakoz yedik, hem çok ucuz hem de çok taze.
Kübaya özgü en tipik yemek olan siyah fasulye ve pilavlı özel menüyü yemek için
La Bedeguita del Media yani Hemingwayin gittigi mojito barına gidebilirsiniz. Çok küçük, çok kalabalık ve aşırı turistik olmuş. Biraz daha dans fotografları diyorsanız, Havana'da Plaza Viejanın köşesindeki Café Taberna'da gece bolero yapan bir çift var. Dekorasyon da, yemekler de çok güzel. San Francisco de Assisi meydanındaki Hostal Valencia'nin Paella restoranı da çok güzel.
Eğer doğa fotografları ve yaşam fotografları çekmek istiyorsanız, Havananın biraz dışında günübirlik gidilicek yerleri tercih etmek gerekir. Dağları, kırları ve mağraları ile Vinales ve Pinar del Rio doğa fotoğrafları için cennet.
Adı puro ile bütünleşmiş bir ülkeye gidip de tütün fabrikalarında fotograf çekmeden gelinmez. Pinar del Rio'daki tütün fabrikalarını gezince bir puro'nun neden 10 USD olduğunu anlıyorsunuz. Çok zahmetli bir el işçiligi... Cohiba içimi en sert olan puro ve tütünün daha çok güneş gören üst yapraklarından yapılıyor. Monte Cristo orta sertlikte. Romeo y Jullietta ise en haffif olan. Ayrica boylarına göre ve renklerine göre de ayrılıyorlar.
En fazla kisi basi 50 adet puro ülkeden çıkarılabiliyor. Puroları nemli ortamda saklamak için sedir agacından yapılan Humidor'larıa yerleştiriyorlar
Old Havana'da sokak fotoğrafları ve portre çekmek için güzel yerler:
Castillo del Morro kalesi- süper manzaralı. Havana'yı karşıdan görüyorsunuz.
Obispo ve Reilly sokaklarındaki café'lerden Cafe OReilly, çok güzel.
El Patio, Cathedral meydanında çok hareketli bir açık hava cafe'si,
devamlı canlı müzik var. El Floridita, Hemingwayin gittigi coctail barı,
burada mutlaka Daiquiri için.
Plaza de Armasda sürekli canli müzik var. Bu meydan porte çekmek için ideal.
Hotel Nationaldeki konserleri de kaçırmamak lazım. Buena Vista Social Club'in konseri
veya Tropicana tarzinda bir show da güzel fikir.
Havana'dan günübirlik Varadero'ya veya Cayo Largo'ya gidilebilir. Largoya gitmek için uçak gerekiyor. Sabahın 5'inde günübirlik turlar var. Fiyatı 130 USD civarında.
Hem yerli halkın gittiği pazar fotografları, hemde hediyelik eşya almak için Old Havanada
Katedral meydanının arkasında açık pazar var.
Havana'daki önemli oteller, Vedado'daki Hotel Nacionel ve Capitola'daki Hotel Inglaterra. Casa particular denen lisanslı evlerde kalmak mümkün.
Pansiyon gibi kalıyorsunuz. Isterseniz size evde aksam yemegi de hazırlıyorlar.
Trinidad Havana'dan çok farklı. Fotoğraf çekmek için 60'ların 70'lerin doğal film platosu gibi her sokak.
Colonial tarzdaki evler Unesco tarafindan koruma altına alınmış. Trinidad'ın yakınında
Playa Ancon gibi güzel plajlar var. Ayrıca biraz daha fazla doğa fotografı diyorsanız, 3 saatlik bir yürüyüşten sonra karşınıza orman içinde suları buz gibi olan bir şelale gölü var.
Daha çok doğa fotografı diyorsanız, Cuba'da binlerce Cayo var. Bu küçük mercan adaları inanılmaz güzel.
Burada Iguana'lar ve kumda bir sürü kabuklu minik hayvanlar yaşıyor.
O kadar doğal kıyılar ki, derme çatma bir klübeden başka hiç bir yapı yok. Trinidad'dan
katamaran ile gidilen Cayo Blanco çok küçük ama hemen yakınında
Cuba'nin en büyük siyah mercan reef'i var.
Denizin üstü çok dalgalı, vahşi, siyah renkte ve ürkütücü gözüküyor ama deniz altı
çok renkli. Bitki örtüsü değişik ve rengarek balık sürüleri var. Burası su altı fotografcıları için cennet.
Küba'lılar çok sıcak kanlı insanlar. Henüz bozulmamışlar. Az bile olsa İspanyolca bilmek hayat kurtarıyor. İngilizce konuşan fazla insan yok. Kübada bir kaç ay yaşamaya değecek kadar yapılacak çok şey, gidilecek çok yer var. Herkes dansı ve müzigi içinde hissediyor.
Fidel Castro ölmeden ve Amerikan ambargosu kalkmadan gidin !
Yoksa çok geç kalacaksınız. |