Faruk AKBAŞ
 
ANKARA SOKALARI

Havalar yağışlı ve şu sıralar ikamet yerimiz olan Ankara'dayız. Şu sıralar aynı zamanda Ankaralıların fotografla yatıp kalktığı günler. Fotograf Sanatı Kurumu fotograf günleri düzenliyor. Çağdaş Sanatlar Merkezi, fotograf binası olmuş. Üç katlı bina tamamen fotografla sıvanmış. Büyük keyif. Akşamları da dia gösterileri, imza günleri filan. Bir tanesi de ortağım Emre İkizler'le bana ait.

Fikret Özkaplan güzel sunuculuk yapıyor. Tanıtım kataloğu ve broşürler çok güzel. Kokteyl de güzeldi (Müzisyenleri kastediyorum, şarap çabuk bitti.) Pek çok dostumuzu gördük, bol bol dedikodu yapma fırsatımız oldu. Açılış gününde Türkiye Fotografı, en güzel günlerinden birini yaşadı. Fotografta 50. yılını dolduranların anımsanması ve onlarla ilgili bir etkinlik yapılması duygulu anlar yaşattı.

Fotograflara gelince... Sergiler hazırlanırken  büyük bölümünde, Mevlana'nın "kim olursan ol sen de gel" özdeyişini anımsatan bir mantıkla yaklaşılmış olduğu izlenimini veriyor. Öte yandan bazı dia gösterileri o kadar kötü ki İstanbul Saydam Günlerini aratmıyor. Üstelik süreler de uzun tutuluyor. Gültekin Çizgen haksız sayılmaz; onbeş dakikadan fazla porno film bile izlenmiyor. Az sayıda da olsa güzel işler yok değildi. Şimdi hangisi iyi hangisi kötü diye yorum yapsak, bir sürü dosttan dayak yemek var! Onun için gelin hiç ortalık karıştırmayalım ve Ankara sokaklarına çıkalım.

Konur sokak çok matrak bir yer. Ne zaman gitsem bir eylem var. Herkes bir şeyleri protesto ediyor. Bana biraz Londra'daki Hyde Park'ı anımsattı. Oranın tek farkı sonunda dayak olmaması. Afsad, zaman zaman bu sokakta  sergi ve dia gösterileri düzenliyor. Herhalde ülkemizde en çok izleyicinin olduğu fotograf etkinlikleri bunlar. Sokaktan bir sürü insan geçiyor ve çoğu bunlarla ilgileniyor. Anladığım kadarıyla sokak sergilerinin başrolünde  Uğur Okçu var. Ama anlamadığım Tacikistan'dan bu işi nasıl yaptığı!

Ankara'da bir matrak yer de sevgili fotografçı arkadaşımız Hafize Kaynarca'nın evi. Aramızda kalsın, bu ev İstanbullu baba fotografçıların buluştuğu ve sabah kahvaltılarında fotograf tartıştıp tarhana çorbası içtiği yer. 

İlginçtir, Kızılay'a ne zaman insem Çerkes Karadağ ile karşılaşıyorum. Kolunun altında en az kendisi kadar eski deri bir çanta ve içinde kitap maketleri. Sonunda maketler gerçeğe dönüşüyor ve vitrinlerde yerini alıyor. Burada kitaplarından söz etmeyeceğim; hem çok sayıda (beş adet) hem de kuramsal. Yani beni aşıyor. Benim Çerkes ustada ilgimi çeken şey elleri. Usta konuşurken ellerini dikkatle izleyin; fotografı görürsünüz.. Ne yapıp edip onu tuzağa düşüreceğim ve ters ışıkta ellerini fotograflayacağım.

Selanik sokakta Tuğrul Çakar'ın fotograf ofisi var. Bir yer nasıl olur da bu kadar sade ve bu kadar şık olur. Usta bize yeni çıkardığı "İki hayat çek usta" isimli  kitabını imzalıyor. Güneydoğu'da yaptığı kazı çalışmalarını yöre halkının gözünden anlatan kitap, gittikçe şaşırtıyor ve  okuyucuyu ödüllendiriyor.

Benim Ankara'da kaldığım günlerde Kızılay yaya geçitleri kabusunu yaşadık. Normal yaya geçitleri yasaklandı ve insanlar altgeçide zorlandı. Karanlık, sevimsiz, izbe, gürültülü ve ucube alt geçitlerden geçerken onlarca televizyon ekranı size eşlik ediyor. Tabi ekranda kim var? Dünyanın en sempatik belediye başkanı İ. Melih Gökçek...  Neyse ki bu ülkede hala aklı başında insanlar var da...

Ankaralı fotografçıların bir önemli durağı da kızılay'ın göbeğindeki Fırat Color. Burada Sıtkı Fırat ile sohbet ederken Cilo Dağları'na, Munzur Dağları'na çıkıyorsunuz. Sıtkı hoca yeni çıkardığı dev boyutlardaki kitabıyla, 50 yılın üzerindeki birikimini paylaşıyor. Ama her sohbette öyle ilginç şeyler anlatıyor ki, kitapta onların yer almamasına üzülüyorsunuz.

Artdiye, Kızılay Menekşe 1 sokakta fotograf, sinema ve diğer sanat kurslarının verildiği bir yer. Sahibi Kemal Mert. Sanat Danışmanı Ali Rıza Akalın. Yarı okul, yarı dernek, yarı özel işletme havasında keyifli, güzel kutu gibi bir yer. Oradan geçerken uğrayıp iyi bir dinleyici ve iyi bir konuşmacı olan Akalın usta ile laflıyoruz. Zamanını aldığımız yetmiyor gibi bir de bedava çay içiyoruz. Ankara'da ikinci fotograf da kendisi. Beyaz saç ve sakalı, sivri ve köşeli hatlarıyla yüzü, ters ve yan ışıkla iyi portre veriyor.

Afsad, Ankara'nın aydınlık yüzlerinden biri. Bunun bir nedeni de  Gülser, Seda, Ceyda gibi yöneticilerinden kaynaklanıyor olması galiba. Bir de çayı ucuz. Ve yanılmıyorsam Ankara'da sürekli fotograf sergisinin olduğu tek yer. Yani fotograf krizine girerseniz acil ve ilk gitmeniz gereken yer!

Gültekin Çizgen usta, belli ki fotograftan bıkmış. Belki de fotograftan değil de biz fotografçılardan bıktı. Artık resimle, camla uğraşıyor. Ankara'da yine böyle bir sergi. Yer Sanat Yapım. Davetliyiz; gittik. Bugüne kadar gördüğüm en güzel sanat ortamlarından biri. İbrahim Demirel hoca, yirmi yılda yarattığı mekanı gezdirirken yüzlerce resmin arasında kayboluyoruz. Bu nasıl sabır, bu nasıl yürek.

Gelelim Ankara'da fotograf objelerine... Henüz çok gezemedim. Ama ilk dikkatimi çeken konular. SSK pasajında bulunan Fikrim Bar. Ortam ve müzisyenler Rembetiko filminden bir sahne oluşturuyor. Gençlik parkında tavla atıp nargile içenler Türkiye'nin tanıdık karelerini yaratıyor. Lunaparktaki dönme dolap alacakaranlık saatlerde eğlenceli fotograf oyunları veriyor. Ayrıca eski evleri, parke taşlı dar sokaklarıyla kale çevresi ve Samanpazarı çarşılarını bilmem söylemeye gerek var mı? Bir ara Hayvanat Bahçesine gideceğim. Nerak ediyorum, biraz çalışsak acaba oradan bir vahşi doğa albümü çıkarabilir miyiz?

Şimdilerde Ankara'da yaşadığım evde kitap çalışmaları yapıyor yeni çıkan Yolculuk dergisi için fotograf yolculukları planlıyorum. Ve her zaman olduğu gibi Kocatepe Caminin hoparlör patlatan yüksek volümlu ezanı beni şimdi de yerimden sıçratıyor.....

Faruk AKBAŞ

 
 
Ana Sayfa . Fotograf . Portfolyolar . Sergiler . Forumlar . Download . Biz . Site Map