Bu ülkede mayıs haziran ayları demek çekim zamanı demek. Hani bahar sevinci derler ya, aynen öyle. Bende de fotoğraf sevinci başlar bu aylarla birlikte. Bu yıl da her yıl olduğu gibi, aldım makinemi atladım arabama.
Çamkoru
Dendroloji nedir bilir misiniz? Üzülmeyin, ben okuluna gittim, gene bilmiyorum. Ankara Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Derneği'nin yılda bir kez düzenlediği Dendroloji (ağaçbilim) ve Orman Ekolojisi okuluna katıldık. Ağaçları öğrenmek için gitmiştik. Olay o kadar karışık ki, bildiğimizi de unuttuk; ama ülkemizin en ilginç okullarından birine katıldık ve değerli insanlarla tanıştık. Çok sayıda doğa fotoğrafı çektik ve dia gösterileri izledik. Ayrıca orman içinde keyifli bir ortamdaydık ve Atatürk'ün de bir zamanlar kaldığı evde konaklamıştık. Ev ne yazık ki o kadar bakımsız ki, belki de son konukları biz olduk. (Kırsal Çevre tel: 312 425 94 14)
Muğla
Üniversiteye dışarıdan fotoğraf dersi veren Erdinç Özal, bizi bahar şenliğinin dia gösterisine davet etti. Hamdi Mengi ile birlikte gittik. Hamdi, eski Afsad'lı ve Türkiye mağaralarının bir numaralı uzmanı. Dia gösterilerinden sonra sorulara geçildi. Fotoğraf, sanat ve ülkeye dair sorular bekliyoruz. İlk soru üst düzey bir öğretim görevlisinden: "İyi bir fotoğraf makinesi kaç para?"
Kemaliye (Eğin)
Bu aylardaki ilk yolculuğumuz Kemaliye'ye oldu. Sıtkı Fırat, İbrahim Demirel, Lütfi Özgünaydın ve bendeniz çağrılı olduğumuz fotoğraf yarışması jüriliği için gitmiştik. Yöredeki festival kapsamında Yusuf Ziya Ademhan anısına bir foto maraton düzenlenmişti. Çekim yapma şansımız da oldu. Munzur Dağı çiçekleri ve Eğin taş yolu bize birbirinden güzel fotograf sürprizleri sundu. Türkiye'nin en ilginç yolu burası dersem abarttığımı sanmayın. Yapımı yüz yıldan fazla süren bu yolu Lütfi Özgünaydın ustamız kitaplaştırdı. ( Taş Yolu Eğin Öyküleri Mozaik Yayınları 2004 ) Kitabın çizgileri geçen haftalarda yitirdiğimiz değerli sanatçı Necati Abacı'ya aitti.
Elazığ
Biraz meyve alıp yolumuza devam ediyoruz.
Tunceli
Pertek'e gölün üzerinden küçük feribotla geçiyoruz. Ardından Tunceli; çevresi dağlarla kaplı küçük bir çanağın içinde yüksek binalar... Pülümür yolu çok güzel. Duvar gibi yükselen bir dağın dibinde ilerliyor, çığ tünellerini geçiyorsunuz. Belli ki yol kışın çok çektiriyor. Pülümür'ü çevreleyen dağlar görsel açıdan oldukça etkileyici. Ancak ulaşım sorunlu. Komşu illerin köy yolları bile asfaltken, burada yol bozuk ötesi..
Bingöl
Kebap yedik. Yoldan geçen kara çarşaflı ve burkalı kadınları saydık.
Bitlis
Yol boyu çiçekleri fotoğraflıyoruz. Özel olarak bir şey yapmanıza ya da bir yerlere gitmenize gerek yok. Arabayı durdurun ve hemen başlayın çekmeye. Bu kadar güzel, çeşitli ve çok sayıda çiçeği bir arada göremezsiniz. Aylardan Haziran.
Nemrut Krateri
Krater göllerini tepeden fotoğraflayacağız. Hedef Muşlu fotoğrafçı dostumuz Adem Sönmez'in çok beğendiğimiz karesini yakalamak. Saatlerce tepelere tırmanıyoruz, aynı açıyı gene bulamıyoruz.
Van
Van ve çevresinde Prof. Necla Sevin ve Prof. Veli Sevin ile Urartu çekimleri yaptık. En ilginç fotoğraf günlerimizden biri de Karagündüz köyünde oldu. Burada höyükteki topraktan bir iskeletin çıkışını fotoğrafladık. Urartu denince Çavuştepe bekçisini de anmamak olmaz. Bu kalenin bekçisi Mehmet Kuşman görevini yaparken can sıkıntısından Uratuca öğreniyor ve dünyada bu dili bilen 38 insandan birisi oluyor.
Ani
Bizim yıllardır Ani Harabeleri diye bildiğimiz yer, tabelalarda Anı Ören Yeri olarak değişmiş. Herhalde Ermeniler de bu tarih saptırması işine çok kızmış olmalılar ki, Ani kalıntılarının Ermenistan yakasındaki uzantıları içinde dinamitle maden çıkararak karşılık vermeye başlamışlar.
Karadeniz Yolu
Ya da "kabus"un öteki adı. Yolun bozukluğu mu deseniz, doğa katliamı mı, çevre kirliliği mi, görüntü ya da gürültü kirliliği mi?...
Tokat
Tokat, eski dokuyu nispeten korumuş. Kent içi gayet temiz ve bakımlı. Soluğu Yazmacılar'ın yeni hanında alıyoruz. Biliyorsunuz eski han yanmıştı. Şimdiki uyduruk bir bina, ama en azından yazmacıları bir arada görebiliyorsunuz.
Malatya
İbrahim Demirel ustanın memleketinde, Kürecik beldesindeyiz. Son zamanlarda bizi en şaşırtan yer. Karşımızda Doğu'nun farklı ve çağdaş bir fotoğrafı var. Gençlerin çoğu üniversiteli, yaşlı kadınların başı açık, kadın erkek bir arada, herkes rahat ve gülümseyerek poz veriyor. Fotoğraftan kimse çekinmiyor. (Yoksa Demirel hoca mı alıştırdı?)
Zaman kayısı zamanı. Yer gök kayısı. Yalnız siz siz olun ve kayısıyı bol buldunuz diye saldırmayın! Yoksa siz de bizim gibi günlerce tuvalet durumu...
Maraş
Maraşlı yemeni ustası, Harry Potter filmcileri tarafından keşfedilmiş ve 2500 çift yemeni siparişi almış. Yani filmde gördüğünüz pabuçlar bizim Maraş'tan. Eh ben de ünlü olsam sıradan fotoğrafçılara öyle kolay poz vemem! Neyse Maraş dondurması harikaydı. Hele alttaki baklavalar!
Bolu
Bolu dağındaki tabelada rakımın 800 olduğu belirtilmiş.. Allah allah, daha önce 900 diye tabela yok muydu? Artık karayolları şuna tam bir karar verse. Yoksa üstten biraz aldılar mı? Şimdi karayolları deyince aklıma bir fısıltı geldi. Bolu dağının altından geçen tüneller neden bir türlü bitirilemiyormuş biliyor musunuz? Çünkü karşılıklı olarak gelen tünel inşaatı birbirine kavuşamamış, farklı yerlerden çıkmışlar...
|