Faruk AKBAŞ
 
KAYAKÖY'DE İKİNCİ HÜZÜN

Ölüdeniz'i bilirsiniz. Şu ünlü turizm beldesi. Hani ülke tanıtımında başrol oynayan bir iç deniz görüntüsü var ya, orası. Çok değil bir iki yıl öncesine kadar dünyaca ünlü kumsalı ve plajı Mavi Bayrak'a sahipti. Artık elinden alındı. Nedeni otellerin lağımının denize akması...

Çevrede denizi kirletmekle kalmıyor, kumsallarda Caretta kaplumbağalarının yumurtalarına plaj şemsiyeleri batırıyoruz. Denize patlayıcılar atarak avlanıyoruz. Denizin dibini tarıyor ve balık yumurtalarını yok ediyoruz. Göçmen kuşları avlayarak ne kadar kahraman ve attığını vuran bir millet olduğumuzu gösteriyoruz. Şimdi sırada Kayaköy var. Ölüdeniz'in yaslandığı tepelerin arkasındaki yamaçlara sıralanmış evleriyle Kayaköy.

Fethiye'den Ölüdeniz'e gelirken Karmylasos tabelasını izleyin. Bu yolun sonunda yamaçları boydan boya kaplamış harabe evlerle karşılaşacaksınız. Birbirinin güneşini kesmeyerek sıralanmış bu evler yörenin ilginç tarihsel dokusunu oluşturuyor.

Kayaköy'deki ilk izler antik Likya uygarlığının Karymlassos kentine ait. Antikragos dağlarının Kayaköy'ün kuzey eteklerinde bulunan kaya mezarları günümüze kadar sapasağlam gelebilmiş. Köyün tarihi dokusunu oluşturan kiliseler, evlerin taş duvarları, taş ocakları, spiral tuvaletleri, sarnıçları, çakıl taşlı döşemeleri, taş yolları, sokakları ve meydanları eski kentin kültürel zenginliğini gösteriyor. Eski Kayaköy, Rumlarla Türklerin barış içinde yaşadığı yedi bin kişilik bir şehir. Dünyanın en güzel mimari örneklerinden 1500 kadar özgün eve, basımevi, okulları, sağlık ünitelerine sahip. 2000 metre doruğu ile Babadağ, köyün ardında görkemli bir panorama sunuyor. Köyün çevresi çam ormanlarıyla kaplı. Köyü ilçeye bağlayan yollar çam ağaçlarının arasından kıvrılarak gidiyor. Burası pek çok tanıtım filmine ve belgesele konu olmuş. Bahar aylarında, yüzlerce çeşit kır çiçeği ile tanışırsınız.. Buraya gelirseniz ne yapıp edin, dağlarda yürüyüş yapın. Bir yanda sedir ve ardıç ormanları bir yanda dantel kıyıların kuşbakışı görüntüsü sizi sarhoş eder.

Anadolu'da en geniş topraklara yayılmış olan antik Likya uygarlığı burada serpilip gelişmiştir. Eros'un aşk tapınağı, kanatlı at Pegassus, Ksantos'un anıt mezarı yörenin sürprizlerindendir.

Alp-Himalaya Dağ silsilesinin ülkemizdeki bölümünü oluşturan Toros Sıradağları yine burada başlar. Üçbin metrenin üzerindeki zirvesiyle Akdağ, Fethiye ovasından dik bir duvar gibi yükselir. Dağın üzerinde yaylalar ve göller vardır. Yörükler kılçadırları ile burada yaşarlar. Dorukta Dağcılık Federasyonunun zirve defteri vardır. Tırmanış ve trekking etkinlikleri için çok uygundur. Fotoğrafçılık deseniz, bir madene düşmüş gibisiniz. Çekin çekebildiğiniz kadar!

Kayaköy'ün hüzünlü sonunu biliyorsunuz. 1920'lerdeki değişim anlaşması ile iki komşu ülke yurttaşları karşılıklı göçe zorlanıyor. Kayaköye gelen Türkler yamaçtaki evlere yerleşmiyorlar ve evler boş kalıyor. Bugünlere "Hayalet köy" de denilen görünümü ile ulaşıyor.

Mimarlar Odası ve Türk Yunan Dostluk Derneği öncülüğü ile Kayaköy'ün barış ve dostluk köyü olarak yaşatılması için 1988 yılında bir proje oluşturmuş. Bu proje Bayındırlık Bakanlığı tarafından benimseniyor. Başbakanlık Özel Çevre Koruma Kurulu kararı uyarınca 3. derece kentsel ve Arkeolojik SİT Alanı ilan edilen Kayaköy, Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alıyor.

Ancak bugünlerde köy üzerinde çeşitli spekülasyonlar dönüyor. Köyün bir bölümünde küçük de olsa inşaat izni çıktı. Arsa fiyatları katladı. Kayaköy'ün her yerinde inşaat patlaması yaşanıyor. Yolları genişletmek ya da yeni bina yapmak için tarihi evler ve duvarlar yerle bir ediliyor. Bu inşaatların bir nedeni de köye yerleşmek isteyen İngilizlerin iştah kabaratan fiyat teklifleri. Kayaköy bugünlerde ikinci hüznünü yaşıyor. Eğer bu gidiş durdurulamazsa o güzelim köy dokusu kalmayacak. Günlük yaşam sona erecek. Artık çocuklar tarlalarda rahat oynayamayacaklar. Artık köy, ada çayı ve kekik kokmayacak. Artık kuş sesleri duyulmayacak.. ... Artık ağaçlar, çiçekler, deniz, tarih, kaplumbağalar, kelebekler, biyolojik çeşitlilik ve benzeri herşey ülkemin çoğu yerinde olduğu gibi burada da aynı son'u yaşayacak.



Not: Yöreye yerleşen İngilizlerle ilgili çeşitli söylentiler var. Kutuplara erimeye başlamış ve sualtında ilk onların toprakları kalacakmış, o yüzden kendilerine yeni mekan arıyorlarmış. İngiliz hükümeti ülke dışından toprak almak isteyenlere çok özel krediler veriyormuş filan, falan... İnsanın aklına ister istemez, İsraillilerin Filistinlilerden topraklarını teker teker satın alarak oraya nasıl sahip oldukları geliyor...

Faruk AKBAŞ

 
 
Ana Sayfa . Fotograf . Portfolyolar . Sergiler . Forumlar . Download . Biz . Site Map