Faruk AKBAŞ
 
MACAHEL
Otobüsün teybinden "Tuntul'un kizi" sarkisi çalmaya baslayinca iyice havaya girdik. Otobüsten ininceye kadar en az on kez daha dinledigimiz için bizde de aliskanlik yapmaya baslamisti bile!

Borçka'da indik. Bizi Kenan karsiladi. Kenan Macahel'li ve minibüs söförü. Böylece bizim en iyi arkadasimiz dogal olarak.. Ayni zamanda bildigim en iyi sürücü. Yillardir minibüsüyle birlikte daglari dolastik. Hiç kaza yapmadi. Zaten Artvin'de bir kez kaza yapma sansiniz vardir. Çünkü ikincisini yapacak kadar yasayamazsiniz. Bilmem Artvin'in yollarini anlatabildim mi?

Artvin'den fotografçi dostumuz Süleyman Inal, Istanbul'lu amatör Sermin Bozkir, Urfali fotografçi Abdi Demirtas, ODTÜ'den aras.gör. Deniz, sevgilim Pinar, bendeniz ve haliyle Kenan, minibüsteyiz. Bunca yil biz fotografçilarin kaprisini çeken sevgili söförümüze bir Zenit fotograf makinesi seti armagan ediyoruz. (alkislar!)

Kivrim kivrim dag yollarinda yükseliyoruz. Köylerle baslayan yol orman içlerinden geçiyor. Ilk fotograflarimizi yüzlerce kelebekten olusan bir koloni olusturuyor. Hemen makro objektifler çikiyor ve hayvanlari ürkütmeden iyice yaklasiliyor. Yaklasmamizdan korkan kelebekler kaçismaya baslayinca büyükçe bir hayvan diskisi ile burun buruna geldigimizi görüyoruz. Diski, üzerine konan kelebek sürüsü ile çok güzel kamufle olmustu.

2000 metrenin üzerine çikiyorduk. Orman ve köyler çok gerimizde kaliyordu. Kayalik doku ve çevrede sivri zirveler belirmeye baslamisti. Lekoban yaylasina geldigimizde yol kardan kapaliydi. Haziran'in üçüncü haftasindaydik ve her yer karla kapliydi. Bundan sonraki bölümü yürüyerek geçirecektik. Yayladan ayarladigimiz katirlara esyalarimizi yükledik.

Yürüyüse basladik. 2500 metre yükseklikte bulunan Indasvinda sirtina geldigimizde bulut denizinin içine girmistik. Geldigimiz yan güneslikti. Gidecegimiz yön yogun sis altinda. Sirta çiktigimizda, köyden yaylaya göç eden hayvan sürüleriyle karsilasiyorduk. Düsünün simdi, kardan olusan bembeyaz bir zemin/fon ve size yaklastikça beliren bir sürü. Keçiler, inekler, katirlar, bogalar ve sirtinda yükleriyle inen çoluklu çocuklu aileler... Iste daglarin en sevdigim yani buydu. Sürekli sürprizler yasiyordunuz. Yasamla, isikla, iklimle, dogayla, zamanla, boyutlarla ilgili sürprizler... Çekin çekebildiginiz kadar!

Findik yaylasina geliyoruz. Üç yani dik ve derin uçurumla kapli küçük bir düzlük burasi. Birkaç hane var. Uçurumlarin dibi vadi tabani, tüm çevre alabildigine orman. Bu ormanlar yasli, dogal ve çok sayida agaç çesitliliginden olusuyor. Yayladaki evlerden birisini Kenan'in büyük dedesi yapmis. 150 yil önce yapildigi söylenen eve girince, daha sonra hiç birsey yapilmadigi anlasiliyor. (- Kenan, biraz da evle ilgilen koçum!)

Yaylada ziyaretçi olarak yalniz degildik. Yöreye inceleme yapmak için gelen fare ve domuz uzmani genç akademisyenlerle arkadas oluyoruz. Macahel havzasi flora açisindan oldugu kadar fauna açisindan da oldukça zengin. Burasi kültürlerin, iklimlerin ve canlilarin kesisme noktasi olan Transkafkasya bölgesi, diyerek düsüncemizi destekliyor biyolog arkadaslar. Burada ilk kez farenin bir uzmanlik alani oldugunu görüyoruz. (Bu ülkede yapacak onca is varken milletin farelerle ugrasmasina akil sir erdirememistik dogrusu. Hem de üniversite bünyesinde.!.) Akademik arkadaslar, aksamlari kapan kuruyor ve sabahlari yakalanan fareleri ölçüp biçiyor, içini açip mumyaliyorlardi..

Sabah ilk isikla birlikte Naçadirev Gölüne çikiyoruz. Göl, 2700 metre yükseklikte. Bulundugumuz yayla ise 2000 metrede. Yolumuz oldukça dik. Yayladan çikar çikmaz, bize sürekli eslik edecek Karçal'in doruklari ile karsilasiyoruz. Çok güzel bir panorama. Arada bir geçen bulutlar manzarayi daha da keyifli duruma getiriyor. Yukari çiktikça bitki ve çiçek çesitliligi degisiyor ve zenginlesiyor. Makro havuzuna düsmüs gibiyiz. Birbirinden güzel kokularin içinden geçiyoruz. Bir yandan da kus civiltilari. Doga tüm duyularimizi etkiliyor. Ve karsinizda Naçadirev Gölü. Göl, yüksek daglarin dibinde çevresi ve üzeri büyük buz kütleleriyle kapli, bulutlarin ve sisin arada bir kapatip açtigi nefis bir fotograf..

Hersey çok güzel ama dag bu, havasi belli olmaz. Fazla kalmadan dönüse geçmemiz gerek!. Bunca yildir daglarda dolasirim ilk kez yanlis bir adim atiyor ve ayagimi kötü bir sekilde burkuyorum. Arkadaslarin yardimiyla zorlanarak ve topallayarak yayla evine ulasiyorum.

Karçal Daglarinin dogu bölümünü bitiriyoruz. Silsilenin öteki yüzüne geçmek için hazirliklarimizi yapiyoruz. Bunun için önce Borçka'ya inisin ardindan farkli bir yoldan Beyazsu yaylasina çikmamiz gerekiyor. Yine dar, dik ve kivrim kivrim dag yollari. Yol çok dar oldugundan karsi yönden bir araçla karsilasirsaniz, yüzlerce metre, belki de kilometreye varan bir uzaklikta geri geri gitmeniz gerekiyor. Ayni olayi Himalaya Daglarinda da yasamistim. Zaten ülkenin bir adi da Ön Asya degil mi? Ya da daglik Asya?

Yol ve Beyazsu yaylasi çok hareketli. Tam göç zamani buraya gelmisiz. Göç zamani tüm köylüler ayni gün içinde yukari çikiyorlar. Böylece yaylada yetismis bulunan otlar, hayvanlar tarafindan ayni anda tüketilmeye baslanacak ve haksizlik olmayacak.

Yaylaya çiktigimizda, hiç bu kadar çiçegin bir arada ve bu kadar yogun olarak bulundugunu görmemistim. Yayla evleri, çevre vadiler, ormanlar, göller, selaleler, sari, kirmizi, pembe öbek öbek orman gülleri ve renk renk kir çiçekleri arasinda daha bir güzeller. Ayni zamanda sis nedeniyle Karçallarin bir görünüp bir kaybolan efsanevi Üçkardesler zirvesi, müthis bir fon olusturuyor. Deliler gibi fotograf çekmeye basladik. Topal ayagim kosusturmaya daha fazla direnemiyor ve sonunda bir daha burkuluyor. Patates çuvali gibi düsüyorum. Tabi ben bir yana makinam bir yana!..

Aradan iki ay geçti. Simdi Ankara'dayim ve sonuçlari bildiriyorum...

Kenan'in fotograflari çok iyi çikti. (makinenin deklansör kolunu kirdi, ama olsundu!)

Süleyman ikinci kez baba oldu. Yöreye giderseniz mutlaka onu bulun. Çok iyi fotografçi ve rehber.. 536. 214 27 50

Sermin, döner dönmez makro objektif satin aldi.

Urfa'dan gelen Abdi, iklim sokundan hala çikamadi.

ODTÜ'lü Deniz, Gürcüce kurslarina basladi.

Pinar, hala ayagima masaj yapip bandaj yeniliyor.

Faruk AKBAŞ

 
 
Ana Sayfa . Fotograf . Portfolyolar . Sergiler . Forumlar . Download . Biz . Site Map