Herkes kendi çağdaş sanatsal projesini, kendi çağdaş sanat anlayışı çerçevesinde üretse.
Hatta bazı projeler kuratörler nezaretinde hazırlansa, kuratörler belirledikleri bir tema etrafında belirledikleri ''sanatçı''lardan projelerini sunmalarını isteseler.
Bir yanda bireysel projeler olsa, diğer yanda kuratörlerin nezaretinde hazırlanan çalışmalar.
Tüm projeler çok ünlü bir müteahhit imiz tarafından yapılan postmodern bir havuzda toplansa. .
Havuz ihaleye açılsa, ihalenin şartnamesi, yıllarını çok çok önemli sanatsal çalışmalara vermiş ''En Sanatsal Öğretim Kurumumuz'' tarafından hazırlansa.
İhaleyi, güçlü medya gruplarımızdan biri tarafından hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak kurulmuş ''Sayısal Çağdaş Sanat Kurumu A.Ş.'' isimli özel şirket alsa.
Anti-çağdaş ve pür geleneksel sanatçılar ihale ile ilgili olarak ''Sanat sayısal değildir'' diyerek dava açsalar Ticaret Mahkemesi'ne.
Ticaret mahkemesi,''Bu konu bizi ilgilendirmez'' diyerek ''konuyu Sanat Mahkemesine götürmeniz gerek'' dese de ''Sanat Mahkemesi'' diye bir mahkeme olmadığı gerçeğinden hareketle yine de kerhen bu davaya bakmak zorunda kalsa.
Kültür Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, ''Sanatta Gelenekselliği Savunanlar Derneği'' ve ''Çağdaş Sanat Yanlıları Derneği'' davaya müdahil olarak katılsa.
Havuzdaki tüm projeler, havuz ihalesinin bizzati kendisi ile birlikte Ticaret Mahkemesi'ne delil olarak getirilse.
Bağımsız Türk Yargısı ''hür iradesiyle'' ihaleyi iptal etse, o postmodern havuz tamamıyla boşaltılsa ve yeni postmodern matematik problemlerinin hazırlanabilmesi için matematik dünyasına iade edilse.
Kültür Bakanlığı ilave bir genelge yayınlayarak ve bu genelgeyi Meclisten bir çırpıda geçirerek tüm bireysel ve kuratör nezaretindeki ''ekip''sel projelere Türk Sanat Dünyasının çıkarları adına el koysa.
''Çağdaş Sanat Yanlıları Derneği'' Başbakanlık önünde ''Projelerimizi ve Postmodern Havuzumuzu Geri Verin'' nidaları ile gösteriler yapsa, sanatçılardan biri eylemini çırılçıplak soyunarak yapsa, bir diğeri viyolonsel çalarak tepkisini verse, bir başkası da kağıttan heykellerini yaksa.
''Bağımsız Emniyet Güçlerimiz'' toplantı ve gösteri kanununa aykırı bir davranış yaptıkları saptamasına dayanarak çağdaş sanatçılarımızı önce coplasa ve sonra yaka paça gözaltına alsa, karşı apartmandaki camdan konuyla ilgisiz bir şekilde bakan vatandaşlarımız cefakar Türk polisini alkışlasa.
Televizyonlar tüm bu olayları görüntüleri çekse, kanalların bazıları ana haber ve yan haber bültenlerinde bu görüntüleri habere dönüştürse, konuyla ilgili olarak Çağdaş Sanat Yanlıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Sanatta Gelenekselliği Savunanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Emre Kongar ve Kültür Bakanı çeşitli kanallara bağlansa ve konuyla ilgili yorumlarını yapsa.
Can Dündar tüm bu görüntüleri toparlasa, üzerine kendi televizyon kanalı adına Kültür Bakanlığı'ndan satın aldığı projeleri eklese ve hepsini kurgulayıp görüntülerin arasına da tüm muhatapların fikirlerini belirttiği konuşmaları koyarak dört bölümlük bir belgesele dönüştürse, belgeselin müziklerini Fahir Atakoğlu, New York'tan ilk uçakla gelerek yapsa, Sacit Onan seslendirmesiyle renk katsa.
Yapım ''Çağdaş Televizyon Sanatı'' olarak Can Dündar'ın kendi çalıştığı televizyon kurumunun bir yan televizyonu olarak kurulan ''PostModArtTV''de seyircisiyle buluşsa..
Gökten 3 elma düşse.
biri Münevver Atmaca'ya
biri Ahmet Güven Akahmet'e
biri ise Cem'i Yat'a, yok yok o şimdi başka dünyalarda, o zaman sonuncusu da Diri Alim'e.
|