Tanju AKLEMAN
 

YERİNİ VE YOLUNU BULUR DAİMA ZANAAT



Git. Yeni bir sergi.
Peki derdi?
Bilmiyorum.
Ama bu fotoğrafları bilmiyorduk mu zaten?
Biliyorduk.
Gittik.

Eleştirmek.
Ne demek.
Övdüler pek çok.
Bana laf düşmez.
Kime düşer.
Bilinmez.
Laf lafı açar, sağda solda fısıl fısıl fısıltılar.
Dedi ve kodu bir yanda.
Yek diğer yanda.
"Çok iyi olmuş üstadım."
"Pek beğendik efendim pek." ler...

Derdi ne?
Bilinmez.
Kimse bilmez.
Pek janti fotoğraflar hani.
Ama ne?

(Sensin o, biliyorum. O bir türlü ısın am adığım serginin başı kalabalık fotoğrafçısı sensin. Biliyorum hakkındaki yazılacakları. Sen, O'sun. O olduğun için, yazılacak olanlar önceden yazılmış olanlar ile aynı. Sensin o, biliyorum.)

Herkes tanır onu.
Gittik.
Birdenbire hep birlikte yittik.

(Bizler yoksa yitik dünyalarının fısıldaşan ibibikleri miydik.)

Neden dedim.
Kendi kendime dedim.
Peki eleştiri.

Yok.
Yok ise sanat da mı yok, yoksa.
Kendi kendine dersen, dost meclislerinde " Der "sen ve " Kor "san.
Zaten her şey biraz korsan.
Her şey biraz " esin "ti.
Her şey biraz hafif yollu gasp.
Ya eleş...
Ya tiri...
Belki olur a, hala kalır biri.
Ya san...
Ya at...
Şuna getirdim kanaat.
Biri kalsa bile,
Değerini bulur bir ihtimal sanat.
 Kesin olan bir şey var am a,
Yerini ve yolunu bulur daima zanaat.

 

Tanju AKLEMAN

28.02.2006
 
Ana Sayfa . Fotograf . Portfolyolar . Sergiler . Forumlar . Download . Biz . Site Map