|
Bu konuda o kadar çok şey yazılabilir ki...
İlk önce tersten bir fikir ileri sürmek istiyorum.
Bilim nedir? diye bir soru ile başlamak doğru olur bence...
Bilim doğanın keşfi midir acaba?
Yani doğada zaten var olan birşeyin farkına varılması,anlaşılması...
Örneklersek;
Newton yerçekimini bulmadan önce de yerçekimi vardı, o sadece var olanı keşfetmedi mi?
Veya Galile, dünyanın yuvarlak olduğunu keşfetmeden önce de dünya yuvarlak değil miydi?
Şu an ismini hatırlayamadım, o kişi önce evrenin merkezi dünyadır ,tüm sistem onun etrafında dönüyor dediğinde büyük bir buluş yaptığı kabul edilmiş ve o çok önemli bir bilim insanı sayılmıştı.Gerçekten de büyük bir bilim adamıydı, çünkü bugünkü bilgiye göre de doğru olarak kabul edilen dünya ve diğer gezegenlerin birbiri ile bağıntılı hareket ettiğini izah edebilmişti.Üstelik yanlış olmasına rağmen(belki kısmen yanlış) güneş sistemi dünya ilişkisini izah edebilmenin birinci basamağını ortaya koymuştu.Ama buna rağmen yaşadığı günlerde kesinlikle doğru söylediği kabul ediliyordu.
Ama bugün biz ,bilimsel hizmeti bir yana, onun tam doğruyu söyleyemediğini biliyoruz.Ama aynı zamanda bugünkü bilginin kesinlikle doğru olduğuna inanıyoruz,aynen onun döneminde onun söylediklerine inandıkları gibi...
Eğer 1800 lü yılların sonunda Amerikan patent enstitüsü başkanının söylediği gibi "artık icad edilecek birşey kalmadı,bize de gerek yok"diyerek bugün bildiklerimizin artık kesinlikle son doğrular olduğunu,bundan sonra değişmeyeceklerini savunuyorsak,aynı Galile'yi yargılayan engisizyon mahkemesine dönmez miyiz?
Yoksa bugünkü bildiklerimizin de muhakkak değişeceğine, bugünkü bilgilerimizin sadece gelecekteki doğrularımıza ulaşmamız için bir basamak olduğuna mı inanmalıyız?
Kısacası bugünkü bilimsel doğruların bir kısmı gerçektir, bilim adamları bu gerçekleri kullanarak, gelecekteki doğruları oluştururlar.Oluşan o doğruların da ancak bir kısmı gerçek olacaktır.
Böylece sonsuzluğun içerisinde, insanoğlu bilimsel gelişimini(evrimini) sürdürür.Amacı kesin ve mutlak doğruya ulaşmaktır.Sonsuzda duran o kesin ve mutlak noktada , doğru ile gerçek birebir örtüşür.
O KESİN VE MUTLAK NOKTA ,SONSUZLUKTA BULUNAN VE HERŞEYİN İZAH EDİLEBİLDİĞİ BİR YER OLARAK ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİNEN KUTSAL BİR YER(VEYA ŞEY...NE OLDUĞUNU BUGÜNKÜ ZAYIF BİLGİM İLE İZAH EDEMİYORUM.) OLMASI GEREKMEZ Mİ?
O noktanın tüm bilgilere kusursuz bir şekilde sahip olmasının altında yatan gerçek, acaba o bilgileri kendisinin bir araya getirdiğinde mi yatıyor.Yani bir yaratıcılık mı var?
İşte bu noktayı düşünmeye başlamak, YARATMAK fiilinin anlaşılması için atılmış ilk adım olmalı...
Bir sanat eserinin yaratılması da, evrenin yaratılması sürecinin çok çok primitif bir kopyası mı olmalı acaba?
En azından sanat eserini yaratılması için bilgiye sahip olunması gerektiğini, ama bilginin son ve mutlak doğruyu bulana kadar değişeceğine inanılmasının zorunluluğunu bilmeliyiz.
Atelyede ders anlatırken "bu söylediklerimi bilmelisiniz ama ancak kendi doğrularınıza ulaşırsanız sanatçı olursunuz" demem bu yüzdendir. |
|
| Gelen yorumlar... |
| |
| Bilim evrenin herkezden farklı bir gözle incelenmesi ve ilgi alanına göre parçalara bölünerek bir takım deneyler ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Fotoğrafta bakmakla görmek arasındaki fark ve 'ben'i başkaları ile paylaşmak olarak kabul edilirse, fotoğrafında bir bilim olduğu kabul edilir. Çünkü sizinde sıraldığınız bilim insanları kendi bakış açıları ile dünyayı yorumlamışlardır. Gelecek nesillerede bu bakış açıları ile yeni şeyler keşfetmeler için yol gösterici olmuşlardır. Işık tutmuşlardır. fotoğrafta kompozisyon yarattığımızda genelde 'ben' de var olanları yansıtırız. Konusu kapalı olması söz konusu olabilir. Ancak 'ben' bir başkasına yarattığım kompozisyonla, başka bir şey yaratma ilhamı vere bilirim. Bu da bilimsel olarak yada sanatsal olarak sonuca vardırılmış kesinleşmiş gibi görünsede yani kapalı olsada yeni bir şey yaratılmasına, sonsuzlaşmasına engel değildir.
Bilimin ve sanatın yolu sonsuzluk içinde her zaman kesişir. |
| Hande Leman GÜRLER :: 2008-01-17 :: 07:39:17 |
|
| Günümüzde insanlar, fotograf sanatinda bilinçsizler, hatta çogu fotografi sanat olarak kabul edemiyorlar, bunun mantigini çözemiyorlar. bence fotograf kurslari çogaltilmali ve insanlar bu konuda bilinclendirilmeli, zaten günümüzde fotograf meraki almis basini gidiyor, ama neyin ne oldugu bilinmiyor. Bunun yaratma eylemi oldugunun farkinda degiller. |
| Esra Durmus :: 2007-07-31 :: 13:56:35 |
|
|
|
|
|
| |
|
|