Faruk AKBAŞ
 
AZ GİTTİK UZ GİTTİK

 

...Ardıç ağacının fidan dikme yoluya üremediğini, ancak ardıç kuşunun barsağından geçip bir sıvı ile kaplanan tohumla oluştuğunu biliyor muydunuz? Tabi ki bilmiyorsunuz! ...

 

...Madridliler kira süresi dolan bazı tabutları mezarlarından çıkardıktan sonra görmüşler ki, tabutların iç yüzünde tırnak izleri var. Ve anlamışlar ki, ölü diye gömülen insanların bazıları, sonradan canlanıyor ve tabuttan çıkmak için çaba sarfediyor. Ancak tabutun içindeki hava tükenince ruhunu teslim ediyor. Tıpta da dış fonksiyonların en az düzeye indiği, "Katatoni" diye isimlendirdiğimiz, bazen ölümle karışabilen bir koma dönemi tarif edilir. Bu dönemdeki insanlar, kimi zaman ölü sanılıp gömülebilir. Zihninizi zorlarsanız, Türkiye'deki gazetelerde zaman zaman "Morgda yeniden canlanan insan" haberlerinin çıktığını anımsarsınız... Tabuttaki tırnak izlerini gören Madridliler, bazı ölülerin tabutunun içinde sonradan canlandığını düşünerek, yakınlarını gömmeden önce yedi gün bekletmeye karar vermişler. Ölülerini bekletmek için de serinletilmiş bir ortamı olan özel bir bina yapmışlar. İşte bu binaya "Morotoryum" diyorlar. Şimdi sıkı durun.! Morotoryum uygulamasından sonra görmüşler ki, ölü diye getirilen bin kişinin ikisi, yedi günlük süre içinde yeniden canlanıyor...

 

... İki elinde poşet taşıyan, çok iyi giyimli bir beyefendinin evinin önündeki motorlu sandala bindiğini gördüm. Rehberimiz, "Bu beyefendi elinde ne taşıyor, bilin bakalım" diye bir soru sordu. Herkes bir şeyler söyledi ama rehberimiz tatmin olmadığı için kendi sorusunun cevabını kendi verdi. "Elindekiler, bugünkü  kakalarıdır. Bu kent kazıklar üzerine kurulduğu için kanalizasyona sahip değil. Bu yüzden de evlerde tuvalet bulunmaz. Herkes ihtiyacını lazımlıklarda görür, sonradan da bu lazımlıkları karadaki özel yerlere atarlar." ... İki gün gezmek için Venedik ilginç bir kent, ama yaşamak için asla! ... Elimde olmayarak Adana'yı düşündüm. Dünyanın yaşaması en kolay kentini, nehrimizin pırıl pırıl akan suyunu, evimdeki üç adet tuvaleti...

 

Son zamanlarda okuduğum en ilginç gezi kitabı. Sevgili arkadaşımız Haluk Uygur fotograf yolculukları dönüşünde bize  "Az Gittik Uz Gittik" isimli kitabını armağan ediyor. Uygur kitabını, gözlem, bilgi ve sıcak bir anlatımla oluşturmuş. Kitapta ayrıca bilinmedik yerler  ve ayrıntılarla karşılaşınca daha da bir merakla elinizden düşüremiyor ve bir solukta okuyorsunuz.

 

Tam bir yol ve yolculuk kitabı. Kitabı açınca başlıyorsunuz yazarla birlikte dolaşmaya.. Bir kaç avrupa şehri. Ama daha çok bizim Adana..  Adana'nın kırsalı. Belemedik'e, Kavlaktepe'ye, Barazama'ya, Asmacık yaylası'na çıkıyor, Castabala'yı, Anavarza'yı, İssos'u keşfediyorsunuz.. Çukurova'nın otlarından ölümsüzlüğe çare bulan LOKMANHEKİM ile antik çağlarda  Yumurtalık'ta hastane kuran HİPOKRAT  aynı kişi olup olmadığına yanıt arıyorsunuz. Dünya tarihinde belki Akropolis kadar önemli ama, hiç kimse tarafından bilinmeme şanssızlığına uğramış, Şar-Comana'yı belki siz de ilk kez duyuyorsunuz.

 

Haluk Uygur Adana Sanat Konseyinin başkanı. Kent Konseyi Koordinasyon Kurulu kurucu üyesi, Türkiye Fotograf Dernekleri Birliği genel sekreter yardımcısı, Adana Fotograf Amatörleri Derneği eski başkanı. Milliyet Gazetesi yazarı ve sıkı bir fotografçı. Boş zamanlarında da doktorluk yapıyor.

 

Zaten Haluk Uygur'un fotograflarını imrenerek ve kıskanarak izlerdim. Şimdi bir de kitabı çıktı. 

Faruk AKBAŞ

 
 
Ana Sayfa . Fotograf . Portfolyolar . Sergiler . Forumlar . Download . Biz . Site Map